2017 Değerlendirmesi

2017’de en çok okunan 10 makale

Dünyanın en iyi 200’de yer alan üniversiteler ile çalışmaktan gurur duyuyoruz:

İnanması zor ama 2017’de çabuk sonu gelen bir sene oldu. Yurtdışı eğitimde hızlı geçen bir yıl daha bitiyor, ve her zamanki gibi eğilimleri ve son pazar bilgilerini yakından izliyoruz.

Bu özel bülten 2017’de okunması gereken ve kısaca bu yıl en çok ilgi gören makalelerimizin bazılarını bir araya getiriyor. Bazıları okuma yerleri ve anahtar durumunda olan pazarlar hakkında önemli öngörüler öneriyor. Diğerleri ise gelecekte pazarları şekillendiren rekabet faktörleri ve öğrenci hareket eğilimleri konusunda daha geniş görüş vermektedir.

Dünyanın en üst sıralarında bulunan üniversiteler arasındaki geniş seçenek yelpazesi ile öncü yol gösterici olan Study Group ile işbirliğinde bu özel bülteni sunmayı mutlulukla bildiririz.

Hangi sıralama öğrenciler için daha önemli?

Öğrenciler açısından önemli olan küresel üniversite sıralamasında yükselmek uzun zaman alıyor ve kısmen bazı pazarlarda bu sıralama uluslararası öğrencilerin karar vermesinde önemli rol oynuyor. Kısmen olarak bu nedenle sıralamalar öğrenci kabul eden mercilerin zihninde önemli bir nokta teşkil etmektedir ve bu sebeple yurtdışı eğitim toplantılarındaki tartışma ve ilgi sürekli olarak yaşanmaktadır. Yine de anlayış öğrencilerin şeçimlerini etkileyen faktörler içindeki yeni öngörüler ile son yıllarda pekişmiştir.

Ve zaman içinde öğrencilerin uluslararası sıralamaya nasıl baktıkları hakkında daha kesin öngörüler gelmektedir. Örneğin 2015’te bir QS çalışması gösterdi ki öğrenci konvensiyonel sıralama detaylarının sağladığının ötesinde daha derin karşılaştırılmalar talep etmektedir. Aynı çalışma ayrıca açıkça göstermiştir ki öğrenciler sıralamaya baktıkları zaman, öğrenciler sıklıkla istihdam sonuçlarının göstergelerini de arıyorlar. Bu vurgulanan sıralama düzenlemesi daha üst sıralarda yer alan enstitüler için bu konuda önemli rol oynuyor, bazı öğrenciler için de, işverenler kısmında enstiünün olumlu perspektifini yukarı taşıması öğrencinin yolunu açar veya birisinin CV’sine daha fazla kayda değer katkı yapmasına  yardımcı olur.

Buna rağmen, böyle çalışmalardan elde edilen tüm izlenim öğrenciler sıklıkla bu sıralama methodlarını araştırıyorlar ve kısmen mezuniyet sonuçları ve konu seviye sıralamalarına bağlı olarak daha detaylı bulgular hakkındaki başlıkların ötesine bakıyorlar.

Bu araştırma ortaya koyuyor ki uluslararası sıralama için bugün  geçmişte gördüğümüzden daha karmaşık ve incelik dolu içerik olduğunu ve bunun şimdiye kadar uygulanandan daha fazla sıralama ve sıralama modelleri olduğu faktörüne dayanan karışık model bu karmaşıklığın bir parçasıdır. Küresel bölgeler hakkında yapılan çabuk araştırmalar küresel sıralama ile rekabet ettiği aynı zamanda bölgesel sıralamalar, “genç” enstitülerin sıralaması gibi daha fazlası ile de rekabeti ortaya koyuyor.

Bütün bu detayların ışığında, şunu sorabiliriz; Öğrenciler hangi sıralama türüne bakıyor ve hangisi onlar için daha önemli?

Öğrencilerin Görüşü: Bu soru Hobsons’un 2017 Uluslararası Öğrenci Araştırması’nda cevabını buldu. Araştırma bu sorunun ölçeği ve ulaştığı sonuç açısından dikkate değer, ve Hobsons son üç yıldır 34.000 aday uluslararası öğrencinin üstünde yapılan araştırmadan gelen sonuçları karşılaştırabilme imkanına sahip oldular.

Bu anketteki neredeyse 10 öğrenciden ikisi (%19) dedi ki sıralama hedef ülke şeçiminde önemli rol oynadı. Çeyreğin biraz altında kalan kesim (%23.5) dedi ki enstitüsel sıralama üniversite seçiminde kesinlikle en önemli faktör olmuştur.

Bu üst düzey bulguların kesin olan diğer tarafı ise şu ki sıralamadaki oynama ankete katılan uluslararası öğrenciler için daha az önemde rol taşımaktadır. Yüksek sıralarda olmamasına rağmen, institüler öğrenci deneyimi, öğretim kalitesi ve mezuniyet sonuçları gibi diğer göstergelere dayanarak öğrenci çekmeye çalışmaktatır.

Buradaki sıkı değerlendirmeler ışığıyla, ISS ankete katılan uluslararası öğrenciler arasında en çok tanınan sıralamaları içinde ilginç bir pencere açar. Bu araştırma kısmen gösterdi ki QS Dünya Üniversiteler Sıralamaı ve Dünya Üniversiteler Sıralaması son üç yılda ppopülaritesini arttırdı. QS sıralaması bu yıl ankete katılan uluslararası öğrenciler arasında 2015 yılı itibariyle önde gelen seçimler açısından üçüncü sıraya yerleşmesi nedeniyle, aşağıdaki tablodaki göstergelerde yukarı doğru hareket etmiştir.

2015-2017 yılları arasında ankete katılan uluslararası öğrenciler tarafından sıralanmış en popüler üniversite sıralama anketleri sonuçları;

Genel tabloya ilaveten, ISS sonuçları ayrıca başta Çin ve Hindistan olmak üzere öğrenci gönderen büyük pazarlarında öğrenci şeçimlerini inceledi ve o pazarlarda da QS her iki şekilde en popüler sıralama türü oalrak derecelendirildi.

Hobsons’dan gelen ilgili yorum şunu ekliyor ki; Sahiplenme ve öğretim kalitesi gibi faktörlere inandığımız sürece, uluslararası öğrencilerin karar vermesinde en büyük etkiyi yaratmaya devam edecekler ve sıralamalar birçok öğrenci için uluslararası yüksek öğrenim bölgesi için önemli bir özellik taşımaktadır. Şunun farkında olmak önemlidir ki farklı sıralamalarının kullanımının seviyeleri dünya çapında tek düze değildir, sıralamalarda seçenekler zaman zaman değişmektedir.

Büyük eğilim, gelişmekte olan pazarlara olan ilgi.

Ekonomik büyüme ve nufüs artışı küresel güç dengelerini sallamaktadır; Asya,Afrika ve Latin Amerika bölgelerinden gelen ve G7 dengesini sarsan bir gelişme olarak dikkati çekiyor.

PwC çalışmalarına göre, Çin ekonomisi hiç şüphesiz 2028 itibariyle ABD ekonomisinden büyük olacak. 2050 itibariyle Hindistan’da ikinci büyük ekonomi olacak ve Meksika ve Endonezya 2030 itibariyle İngiltere ve Fransa’yı geride bırakacak. Nijerya ve Vietnam önümüzdeki 30-40 yıl içinde dünyanın en hızlı büyüyen ekonomileri arasında yer alacak.

Bu ekonomik gelişmeyi desteklemek için ne gereklidir? Tabii ki dünyaca ünlü üniversiteler ve institülerden mezun olmuş yüksek kalifiyeli işgücü. İki sonuç ortaya çıkmıştır:

Daha fazla talep,daha fazla seçenek...

Milyonlarca uluslararası öğrenci Batı pazarlarında kurulmuş olan instülerde dereceler elde etmeye devam ediyorlar. ABD’deki yabancı öğrencilerin kayıtları tek başına 2015-2016 yıllarında 1 milyon barajını geçmiştir. Diğer milyonlarca öğrenci ise Avustralya, Kanada,İrlanda ve Yeni Zelanda’yı tercih etmektedir.

Fakat özellikle ABD’nin pazar payı 2001’de %28 iken 2016’da %21’e gerilemiştir ve İngiltere’deki yabancı öğrenci kayıtları 2012’den beri artmamaktadır. Bunun tersi olarak Asya ülkeleri özellikle bölge içindeki öğrenciler başta olmak üzere daha fazla öğrenci çekmektedir.

Prestijli ABD ve İngiliz üniversiteleri uluslarası öğrencileri çekmek için ünlerine güvenmekteydi ama bu değişiyordu. Uluslarası öğrenciler arasında büyüyen segment – hala yüksek kalite ararken- ülkelerine yakın olması ve daha ucuz olması kriterleri ile alternatif pazarlara yöneliyor. Bu tip pazarların uluslararası öğrencilere okumaları sırasında veya sonrasında çalışmak için uyguladığı daha hoşgörülü politikalar, vize prosedürleri ve seçenekleri de sunduğu zaman, ABD ve İngiltere’nin uyguladığı sıkı vize politikaları ve göçmen politikaları ile karşılaştırıldığında bu pazarlar daha çekici hale gelmektedir.

Bu bize ikinci eğilimi gösterir ki: Asya ülkeleri yurtdışında okumak için giden öğrenciler açısından büyüyen bölgesel güç olarak pozisyon kazanmaktadır.

Asya ülkeleri yükseliyor.

Japonya,Çin,Malezya,Tayvan ve Güney Kore hükümetleri yerel yüksek öğrenim kalitesini arttırmak için sıkı bir çalışma içinde ve 2020 ve gelecek için uluslararası eğitimde ulaşacaklarına emin olarak hedeflere ve kesin planlara odaklanmışlardır. Asya enstitüleri dünya üniversiteler sıralamasında olduğu gibi  bütün zamanlar yüksek öğrenim sıralaması,dünyaca bilinme sıralaması ve Shangai sıralaması gibi kategorilerde yükselmektedir. Örneğin, tüm zamanların yüksek öğrenim 2016-2017 top 100 sıralamasında on üniversiteden biri Asya üniversitesidir.

2016’nın en önemli hikayelerinden biri Çin’in uluslararası öğrenci çekme kapasitesi o kadar gelişmesi ki (2015 yılı itibariyle %11.4 artarak 442.773 öğrenci) ABD,İngiltere ve Avustralya’nın ardından Kanada ile dördüncü sırada yer almaktadır. Beş yıl öncesine kadar Çin yalnızca en büyük öğrenci gönderen pazar durumundaydı.

Ekonomik güç dengelerinin değişimi öğrencilerin dikkatinin Asya bölgesine kaymasının en büyük nedenidir. Şu sıralarda Çin süper güç, Hindistan dünyanın en hızlı gelişmekte olan ekonomilerinden biri ve Brunei, Kamboçya, Endonezya, Laos, Malezya,Myanmar, Filipinler, Singapur, Tayland ve Vietnam gibi ASEAN ülkeleri dünya ticaretinin üçte biri oranında paya sahip.

Önde gelen yurtdışı öğrenim rotalarının gelecek nesli bu nedenle buraya odaklanmaktadır. Ekonomik ve sosyal dengelerin Asya’ya doğru kayması nedeniyle uluslararası öğrenciler-ki bunlar yalnızca bölgeden değil aynı zamanda batılı öğrencilerde dahil- yurtdışında öğrenim görmek için Asya enstitülerine artan bir ilgi gösteriyorlar. Ünleri nedeniyle geleneksel olarak ciddi anlamda deniz aşırı öğrenci kabul etmeyen yüksek sıralardaki Batı üniversiteleri ,şimdiden başlayarak, daha stratejik ve aktif olarak rekabet etmek zorunda kalacaklar.

Yurtdışında okumak için nedenlerin özetlenmesi:

Neden öğrenciler yurtdışında okumak ister ve bir ülkeyi başkasına tercih etmeye onları yönelten sebep nedir?

Onyıllardır süren birçok yurtdışı eğitim araştırması gösteriyor ki bazı nedenler dünya üstünde bütün öğrenciler arasında oldukça yaygın.

Yeni deneyimler ve güvenli çevreler

Öğrencilerin yaşı yurtdışı eğitim için karaların alınmasında önemli bir rol oynamaktadır. 2016 yılı boyunca AFS kültürlerarası programları yaşları 13- 18 arasında olan binlerce ankete katılan uluslararası öğrencilerin yurtdışı eğitim ile niye ilgilendiklerini araştırdı. Bu genç öğrencilerin büyük çoğunluğu - yaklaşık %75’i- belirtti ki ana nedenleri yeni kültürel deneyimler aramaktır.

AFS CEO’su Daniel Obst diyor ki; Z nesli gençliği dışarıya açılmak ve daha büyük ve kendi dünyalarından farklı çevreleri deneyimlemek istiyor. Ayrıca ekliyor; daha fazlası Z nesli öğrencileri yalnızca bir ülkeye seyahat etmek istemiyorlar, Yere insanların gözüyle otantik deneyimler edinmek istiyor. Bunlar deneyimlemek ve başkaları ile paylaşmak istedikleri maceralar ve hikayeler.

Genç öğrenciler yaşı büyük öğrencilerden farklı olarak daha az fiyat odaklı oluyorlar. 13-18 yaş arası öğrenciler için maliyetten çok gidilecek ülkenin ve okulun ünü ve İngilizce programların varlığı önem kazanıyor. Akıllardaki en önemli soru güvenlik; AFS araştırmasına katılan öğrencilerin yarısından fazlası gösterdi ki yurtdışında okumaya karar verildiğinde akla ilk gelen unsur güvenlik ve emniyettir.

Yine de güvenlik üstünde yoğunlaşma yaşa bağlı olarak gelişen bir unsur değildir. ICEF online eğitim acenta araştırması gösteriyor ki 2012 ve 2016 yılları arasını kapsayan dört yıllık periyod içinde ankete katılan uluslararası öğrenciler arasında güvenlik ve emniyet endişesi her yıl artmaktadır. Ve 62.000’den fazla öğrenci ile yapılan Hobsons’ uluslararası öğrenci araştırması buldu ki on öğrencinin üçünden fazlası bir kampüs veya topluluğun açıklığı ve desteklemesine ayrıca ikisi ile bağlantılı olan güvenlik ile ilgili olan “kabul görmenin”daha fazla hissedildiği ülkenin derecesi öğrencilerin yurtdışı eğitim ülkesinin seçiminde en önemli etken olmuştur.

Bölüm mevcudiyeti ve maliyet

AFS çalışması ortaya koyuyor ki küçük öğrencilerin büyük çoğunluğu eğitimsel ve gelecek kariyer hedefleri ile güdülenen daha küçük oran –ama hala etkili- ile, kültürel ve seyahat deneyimlerin beklentileri  ile güdülenmektedir. Yine de öğrencilerin yaşı ilerledikçe bu denge değişmektedir. 18 yaşından büyük öğrenciler için istihdam edilebilme ve kariyer amaçları evde onlara kapı açan yurtdışı eğitimin açtığı kariyer olanakları  ve okul bittikten gidilen ülkede kalma ve çalışma konularının her ikisine bağlı olarak öğrencilerin karar vermekte kullandığı önde gelen etkenler olarak göze batmaktadır.

Hobsons’ yıllık öğrenci araştırmasının son basımında gösterdi ki uluslararası öğrenciler ilk olarak dersler, ikinci olarak ülke ve üçüncü olarak enstitü diyor. Öncelik sırası öğrencinin karar vermede okumak için tercih edilen alanın mevcudiyetinin ve kalite hakkındaki sorulara odaklanmanın altını çizmiştir. Daha geniş olarak, itibar gören kursların varlığı yurtdışı okuma açısından itibar gören kursların varlığı talebin önde gelen sebebi olduğu daha iyi anlaşılmaktadır; öğrenciler kendi ülkelerinde kısıtlı okuma olanakları ve kalite açısından endişeleri taşıyorsa, okumak için denizaşırı ülkelere gitmek için  daha fazla ilgili oluyorlar.

Okunması istenen bölüm ve alanın varolmasının önemi öğrencilerin online seçenek arayışına da olumlu yansır; Öğrencilerin arama süreci başladığında, öğrencilerin aklında belirli enstitüler yoktur. Daha çok bölüm veya konu bazında arama ve sıklıkla ülke ile birlikte kombinasyon yaparak arama yaparlar. (örnek olarak Almanya’da mühendislik)

Bölümün varlığı ve kalitesinin yanısıra, öğrencinin karar verme sürecinde maliyette önemli bir rol oynar. Aslında deniz aşırı enstitülerden sunulan tekliflerin yabancı öğrenciler tarafından reddedilmesinde en önemli faktör maliyettir. 2016 tarihli Dünya Eğitim Hizmetleri (WES) araştırmasına göre ABD’de okuma planını yapıp fakat prosedürünü takip etmeyen üç öğrenciden birinin nedeni maliyet konusudur.

Gelecekte oyunu değiştiren olarak yurtdışında eğitim yapmak

Öğrenciler bölüm mevcudiyeti ve kalitesi, para konuları ve güvenlik konularını yanısıra ayrıca büyük bir ödüle de göz dikerler; başarılı bir kariyer. Hobsons,WES ve QS tarafından yapılan son araştırmalara göre ankete katılan öğrencilerin büyük bir oranı – bu yaklaşık %40’ına geliyor- karar verme aşamasında istihdam edilme ve kariyer amaçlarının önemli etkisi olduğunu belirtiyor.

Bu veriler göstermektedir ki öğrenciler  yurtdışı eğitime karar verme aşamasında oldukça geniş bir açıya sahip. Onlar yalnızca eğitimleri uğruna derece kovalamıyorlar aynı zamanda gelecekleri içinde derece kovalıyorlar.

Bu tez hem lisans hem de yüksek lisans öğrencileri de için geçerlidir ve QS Dünya Büyük Okul Turu Öğrenci Araştırmasının son raporuna göre son birkaç yıldır yüksek lisans öğrencileri, eğitim yazarlarının tabiriyle basitçe en fazla mümkün olduğu derecede istihdam edilebilir olabilmek için ihtiyacın karşılanmasına daha fazla önem vererek belli kariyer planlamasının çerçevesinde istihdam sonuçlarına daha fazla odaklanmışlardır.

QS ekliyor ki:”büyük önem taşıyan istihdam edilebilirliğe bağlı faktörler”. “ master için başvuranların %60’a yakını diyor ki daha fazla okumalarının ana nedeni kesin bir meslek sahibi olmak, daha genel anlamda istihdam edilebilme kapasitelerini geliştirmek veya belli bir kariyer yolunda ilerlemektir.”

Bu bulgular enstitüler ve öğrenci kabul memurları için açık etkiye sahiptir. Pazarlama çabaları bölüm seçimi ve kalitesi üzerine yoğunlaşmalıdır. Maliyetler şeffaf ve yüksek oranda görünür olmalıdır. Güvenlik en önemli konudur ve öğrenciler kendilerini rahat hissettiklerinden emin olmalıdır. Ve söylemeye bile gerek yoktur ki istihdam edilebilme ve kariyer başarısına bağlı olarak mezuniyet sonuçları çok önemli bir konuma sahiptir.

Uluslararası öğrenci hareketini şekillendiren trendleri eşleştirmek

Yeni British Council raporu hem yüksek öğrenim hem de uluslararası öğrenci hareketini şekillendiren anahtar trendleri ortaya koydu. British Council’in yönetici eğitimcisi Rebecca Hughes diyor ki: “ Küresel yüksek öğrenim sisteminde iniş noktasıdayız. Öğrenciler daha önce olmadıkları kadar geniş seçeneklere sahiptir.” Geleneksel öğrenci kabul methodlarının  ötesi  ve arkası Yüksek öğrenimi nasıl dağıttığımızı  ve gördüğümüzü değiştiren değişikliklerin yolunu yanıltır; bunlar kesin olmayan ve hızlı bir şekilde değişen geleceğin paralellinde eğitim sistemininde daha büyük bir hareketin göstergesidir.

Tüm rapor 10 trend: yüksek öğrenimde dönüştürücü değişiklikler gelecekte yüksek öğrenim alanında en büyük etkiyi yaratacak değerleri anlatan yazarların kaleminden on küresel trendi düzenliyor.

Bunlar dünya çapındaki nüfus hareketlerindeki bazı büyük değişiklikleri içeriyor. British council kısmen olarak birçok bölgedeki yaşlanan nüfusun etkilerini belirtmektedir. Kısaca şöyle: daha iyi hayat beklentileri daha düşük doğurganlık oranı ile birleşmektedir demek birçok ülkede nüfus yaşlanmaktadır ve bu süreçte 15-24 yaş aralığındaki kolej nüfusu küçülmektedir anlamına geliyor.

2010-2100 yılları arasında küresel alanda gençlik nüfusu projeksiyonu

2020 itibariyle Asya’daki bazı bölgelerde kilit durumunda olan genç nüfus artacak ve bu yüzyılın geri kalan kısmında zirve noktasından düşüş başlayacak. Yalnızca Afrika kıtası gelecek 10 yıllarda daha güçlü büyümesi planlanan kolej gençliği nüfusu ile bu trendin tersine hareket edecek. Aslında British Council  2025 itibariyle en fazla büyüyecek 10 ülke (18-24 yaş genç nüfusu) arasında beşinci olan projeyi tahmin etti ve Afrika’nın genç nüfusu 2080 itibariyle Asya bölgesini geçecek. Ayrıca rapor ekliyor ki; “ Nüfus hareketleri yüksek öğrenim hareketliliği ve kayıtları etkileyen küçük bir faktör iken böylesine sert trendler Afrika’daki gençlik ve öğrenciler ile entegre olması için yaratılan fırsatların kesin delilidir.”

Öğrenci kabulünde öncelik yönetimi

British Council ayrıca hem kurulan ve büyüyen okul pazarları arasında uluslararası eğitim için milli stratejilerin büyüyen öneminin altını çiziyor.Artan oranda, bu planlar uluslararası öğrenci hareketi açısından ülkelerin pazar payını artırmaya yönelmektedir. Bunlar sıklıkla örneğin yerel işgücü pazar açıklarını kapatmak ve yetenek göçünü teşvik etmek amaçlı programlar dahil olarak ekonomik gelişme ve ticaret için daha geniş milli stratejilerle daha yakın şekilde entegre olmaktadır.

Yurtdışı Eğitim veren ülkelerin ulusal stratejilerinde belirtildiği gibi, seçilmiş yabancı öğrenci hedefleri.

Markalaşma etkisi azalıyor mu?

Bu konuda anlatılacak çok şey var ama rapor şu soruyu sormaktadır; seçkin enstitü markaları gelecekte öğrenci şeçimlerinde daha az mı etkili olacak?

Gerçekte, burada yapılan gözlem şudur ki öğrenciler ve aileleri kısmen denizaşırı yatırımın dönüşümünde değere daha fazla vurgu yapıyor gibi görünüyor. Aynı zamanda,büyük işverenlerin  okul bilgisi dışında kalan “kör” işe alma olarak adlandırılan süreci uyarlayarak veya dereceli olmayan kişileri işe almak gibi yöntemlerle eğitim kurumlarına daha az değer verdiğine dair artan göstergeler var.

Öğrencinin karar verme sürecinde markalaşma olmadan yapılan aramanın önemine ve hatta daha geniş olarak kariyer sonuçları ve konu-seviye sıralamaları konuları üstünde daha fazla vurgu yapmanın üstünde duran son araştırmalarda bu gibi diğer göstergeleri görmüştük. Diğer seçenekler için kesinlikle açık olan elite markalar ve önde gelen okuma ülkeleri için geçerli olan bazı öğrencilerin sergilediği fiyat duyarlılığında bu görülmektedir.

The lingua Franca

10 trend raporu şunu belirtir ki İngilizce uluslararası öğrenci hareketliliği için önemli bir araç haline gelmiştir. Bu İngilizce dili öğrenimi için küresel talebe ve aynı zamanda ana dili İngilizce olmayan ülkelerde İngilizce öğretilen derece programlarının genişleyen alanına yansımıştır. Rapor ekliyor ki: “Dil uluslararası öğrenciler için basamak olarak kullanıldığı için, İngilizce dili şartı hareketlilikte önemli rol oynamaktadır. Daha fazlası, öğrenciler  deniz aşırı okurken evsahibi ülkeye döndüklerinde İngilizce okudukları için, dil gelecekte hareketlilik için yol haritası olacaktır.

Fakat sorular bu formatın nasıl işlemeye devam edeceği yönüne gidiyor. Enstitüler ve eğitimciler kendi ana dillerinden daha başka eğitim vermenin pedagolojik ve linguistik zorluklarına uzun dönemde adapte olabilecek mi? Ve ayrıca neredeyse eşzamanlı tercümenin ve dil öğretiminin her ikisi için sistemlerin ve aletletlerin hızlıca gelişme sürecinde ve online öğrenme açısından teknolojinin rolü ne olacak?

İngilizcenin büyük bir rolü olmadan gerçekleşecek bir hareketlilik ile gelecek hayal etmek oldukça zor ama yazarlar bu olasılık için açık kapı bırakıyorlar; “Dikkatin digital kelime termilojisine kaydığı için, yeni lingua franca birleşmesi olarak arka planda kalması anlamında İngilizce dili ve programları için böyle bir ihtimal vardır.”

Değerlendirme: Uluslararası eğitimde ulusal hedefler ve küresel pazar payı;

1990’daki uluslararası öğrenci sayısının üç katı ve 2000 yılında yurtdışında okuyan 2.1 milyon öğrencinin iki katı olan yaklaşık 5 milyon öğrenci bugün kendi ülkeleri dışında okumaktadır.

Bu ani yükseliş,  bölgeler bazında ve ötesinde ülkelerin birbirine bağlandığı ekonomik alanda yükselen küreselleşen dünyanın bağlamında gerçekleşmiştir. 2017 yılında bilgi ve yetenek akışı yanısıra para ve ticaret birçok kaynaktan ve birçok ülkeden serbestçe geçiş yapabilmektedir.

Uluslararası öğrencilerin toplam sayısının artması nedeniyle, bu öğrencilerin aynı zamanda akademik, ticari ve hükümet anlamda uluslararası eğitimde çeşitli profilleri var. Birçok önde gelen ve u konuya talip olan ülkeler için, eğitim yalnızca büyük bir ticaret değil, aynı zamanda diplomasi, kültürler arası bağlantılar ve ticari politika açısından önemli bir ayak oluşturmasıdır.

Şunu bekleyebiliriz ki uluslararası öğrencilerin ülkeler bazında dağılımı zaman içinde değişmektedir ve aslında olan da tam olarak bu. Bu konunun neye göre karar verildiği bir tartışma konusu ve bu yolda birtakım varsayımlar yapılmalıdır.Örneğin, kısa süreli dil öğrenme kayıtları konusunda veya yurtdışında okuyan yabancı öğrencilerin toplam sayısı yüksek öğrenimdeki öğrenciler ile bağlantılıdır.

Pazar payını istatistiklere dökme

Önde gelen yurtdışı okul ülkelerinin pazar payı için aşağıdaki tahminler için böylesine varsayımları etken olarak anlattık. 2001 değerleri yurtdışı okul ülkeleri herbiri için en son raporlamaya dayalı olan 2016 pazar payını hesapladığımız Uluslararası Eğitim enstitüsünün Atlas projesinden direkt olarak alınmıştır.Birçok konuda bölge bölge gelençeşitli raporların iyi bir örneği olan eksik raporlanmış dil eğitimi (veya istatistiklere dahil edilmemiş) olabileceğini düşündüğümüz programlama alanına yansıtmak amacıyla bu 2016 değerlerini düzenledik.

2001 ve 2016 yıllarında, önde gelen yurtdışı okuma ülkeleri için uluslararası öğrenci hareketliliğinin küresel pazar payı

İki tablonun yansıttığı gibi, ABD son 15 yılda pazar payı kaybetti. Yine de akılda tutulmalı ki küresel öğrenci sayısı aynı periyotta iki katı artmıştır ve bu küçük bir pazar payı kaybına rağmen ABD hala uzak ara en çok tercih edilen yurtdışı okuma ülkesidir. Grup olarak, Amerikan kolejleri ve okulları son geçen 10 yılda yabancı öğrenci kaydında dramatik bir büyüme görmüştür ve bugün bir milyon öğrenciden fazlasına ev sahipliği yapmaktadır.

Birleşik Krallık küresel pazar payı açısından bu dönemde sabit kalmıştır ama burada hikaye karmaşıklaşıyor. İngiltere 2001 itibariyle yabancı öğrenci kaydında belli bir büyüme kaydetmiş ise de bu büyüme 2012’de azalmıştır. 2012’den itibaren bu seviye sabit kalmıştır. Günümüzde İngiltere hala önde gelen yurtdışı okuma ülkelerinden biridir ama şunu ifade etmek adil olacak ki İngiltere uluslararası rekabette geçmişte olduğundan daha hassas durumdadır.

Bu geriye düşüse rağmen, İngiliz hükümeti 2020 itibariyle ilave 55.000 yabancı öğrenciyi ülkeye çekmek için bir plan yapmaktadır. Şu ifadeyi kullanmak yerinde olur ki Brexit sürecindeki zorluklar ile birlikte hükümetin şimdiki politikasının göçmen politikası ile karşılaştırıldığında bu hedef oldukça zor görünüyor.

Hedef nedir?

Pazar payı elde etme açısından üstteki tabloda en fazla payını arttıran ülkeler Avustralya,Kanada, Çin ve Rusya oldu. Her biri 2001 itibariyle uluslararası öğrenci hareketinde oranını arttırdı ve her ülke yabancı öğrenci sayısındaki önemli orandaki artışın gücü için her planı yapmıştır.

Avustralya’nın uluslararası eğitim için mevcut ulusal stratejisi 2025 itibariyle 720.000 yabancı öğrenci kayıt hedefini öngörüyor. Son on yılda elde edilen %6.5’lik büyüme oranı ile 2016 itibariyle 550.000’den fazla yabancı öğrenci hedefi kayıt rekoru varken ortada ülke bu tutkulu hedefe özgüvenli olarak kilitlenmiştir.

Kanada an itibariyle 2022 yılı için 450.000 yabancı öğrenciyi hedeflemektedir ve bu hedefe ulaşması da büyük oranda gerçekleşecek. 2015 yılı itibariyle 353.750 yabancı öğrenci sayısı ve iki milyonluk ELT programının yanısıra Kanada öngörülebilir bir gelecek çerçevesinde bu büyüme oranına sahip olacak gibi görünüyor. 2017 ve 2018 itibariyle, her yıl artan büyüme oranları ile yurtdışı eğitim üklesi olarak ülkenin çekiciliği artmaktadır.

Çin 2001 yılında resmi olarak istatistiklerde bile yer almıyordu, ama son on yıl zarfında yabancı öğrenci kayıt kategorisinde müthiş bir çıkış yakaladı. Çin 2016 itibariyle 440.000’den fazla yabancı öğrenciye ev sahipliği yaptı, ayrıca her yıl çift haneli büyüme oranına sahip oluyorlar. Ülke 2020 itibariyle 550.000 yabancı öğrenciye ev sahipliği yapmayı hedeflemektedir.

Almanya Alman yüksek öğrenimindeki yabancı öğrenci sayısındaki düzenli büyümenin büyük etkisiyle, ile  geçen 15 yılda pazar payını büyük oranda arttırdı. Almanya 2020 itibariyle 350.000 öğrenciye ev sahipliği yapacak ve Alman akademik değişim servisi tarafından verilen bilgiye göre 2016 yılında Alman üniversitelerinde 340.000 yabancı öğrenci okumaktadır.

Bu tablonun tersi olarak Fransa’nın market payı son yıllarda daraldı. Bugün 310.000 yabancı öğrenciye ev sahipliği yapılırken, bu sayı diğer büyük pazarlara oranla daha yavaş artmaktadır. Eğer Fransa 2025 itibariyle 470.000 öğrenci hedefine ulaşmak istiyorsa, ulusal politikası ve Fransız üniversitelerinin birleşik öğrenci kabul çabaları açısından daha fazla adım atmalıdır.

Tablomuzdaki önde gelen yurtdışı eğitim ülkeleri göstergesinde, hem Rusya’nın hem de Japonya’nın son yıllarda büyük gelişme kaydettiğini gördük. Rusya yüksek öğrenimde toplam kayıt, 2004/05 itibariyle 100.000 yabancı öğrenci sayısından son on yılda %200 büyüme oranı sergileyerek 2014/15 itibariyle 228.900 öğrenciye ulaşmıştır. Ve Japonya açısından ise iki yıl arka arkaya çift haneli artış oranı ile 2020 itibariyle 330.000 öğrenciye evsahipliği yapmayı hedefleyen amacına ulaşmak için ülkeyi dahi iyi bir pozisyona getiriyor.

Tüm bu verilerin ışığında, yurtdışı eğitim ülkeleri arasında uluslararası öğrencilerin gideren gelişleyen dağılımı yardımıyla yukardaki tabloda gördüğümüz gibi, görüntü 2030 itibariyle yabancı öğrenci hareketliliğinde büyüme devam edecek olarak gözüküyor.

Aynı zamanda ülkelerinin bölgeleri içinde kalan uluslararası öğrencilerin büyük oranına yansıyan açık bir model görmekteyiz. Eğitim ihracatlarının modları online dağılım ve/veya yerel dağılım açısından ortaklıklar, bölüm kampüsleri gibi akademik programlamanın artan payını görmeye devam ettiğimiz özellikle uluslararası eğitim aracılığıyla son yıllarda arttığı görülmektedir. Bunlar gelecek on yılda bireysel yurtdışı ülkeleri için kayıt arttırılmasında ve pazar payında rol oynayacak önemli etkenlerin arasında yer alacak.

2017 Acenta barometre araştırması ülke çekiciliği ile öğrenci ve acenta perspektifi ile bağlantılı olduğunu gösteriyor:

Yıllık ICEF uluslararası öğretim acentası barometresi 11.yılında dünya çapında eğitim acentalarının perspektifi ve uygulamaları araştırmasında dönüm noktası olmaya devam etmektedir.

2017 basımı geçen hafta ICEF Berlin çalışmasında yayınlandı. Bu basım eylül-ekim 2017 araştırma periyodu içinde ( geçen yılki 1,111 katılım ile karşılaştırıldı) 107 ülkeden 1.456 katılım ile son yıllardaki araştırmaların cevap oranındaki dramatik artışı göstermektedir.

Daha önceki yıllarda olduğu gibi, katılımcılar daha geniş olarak toplam anketin fazlası veya %5’lik kısımlar ile sadece Hindistan (%16), Nepal(%7), Brezilya(%7) ve Nijerya(%5) ülkeler bazında dağıtılmıştır.

Sunulan ürün paketi ve hizmetler

Son yıllardaki araştırmalarda gördüğümüz gibi, 2017 katılımcıları oldukça rekabetçi ürün paketleri rapor etmiştir. Yaklaşık on öğrenciden sekizi (%79) gösterdi ki lisans eğitimini tercih ediyorlar, %76’da lisans üstü eğitime gidiyor. ( geçen yıl yüksek dereceler için kabul edildiğini rapor eden %74’ün üstünde)

Yaklaşık %74’ü dedi ki ayrıca dil programları için de öğrenci alıyorlar ve yaklaşık yarısı ikincil eğitim ve mesleki eğitim kurslarını da pazarlıyorlar.

Kursların her tipine rakamsal vurgular yaptığımız zaman, acentaların ürün yelpazesi içindeki önem alanı  değişik şekillerde görülebilir. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, 2017’de tüm raporlanan istatistiklerin üçte birini hesaba katarak, bu anlamda dil çalışmaları açık ara lider. Lisans üstü eğitim bu yıl %14 ile diğer büyük payı almaktadır; Lisans eğitimi çok az ara ile %12 ile arkadan geliyor. İkincil eğitim ve mesleki eğitim kursları bu yıl %4 pay aldı. 

Ankete katılan acentalar dışarıya giden öğrenciler için hizmet dağılımındaki yerel acentaların önemini vurgulayarak öğrenciler ve aileleri için verilen danışma ve destek hizmetlerinin etkileyici payını da  ayrıca rapor ettiler. Yaklaşık hepsi yönetim başvuruları ve visa prosedürleri için yardımların yanısıra program seçimi için danışma ve destek hizmetleri de sunmaktadır.

Aşağıdaki tablo göstermektedir ki daha az (ama belli bir yüzde için) konaklama destekleri, havalimanı transferi,yolculuk öncesi brifingler ve kariyer rehberliği gibi hizmetler dahil olmak üzere daha geniş hizmet yelpazesine sahiptir.

2017 yılında genel olarak yurtdışı eğitim acentalarının sunduğu hizmetler tablosu

Daha önceki yıllarda olduğu gibi, katılımcılar öğrenci alımlarını desteklemek için üniversitelerin ve enstitülerin deneyebileciği yollara karşı güçlü bir görüş göstermiştir. Yaklaşık %92’si enstitüler için pazarlama açısından en önemli etkeni  “başvurulara ve incelemelere çabuk cevap vermek” olarak tanımlamıştır. Teşvik edici ürünler ve komisyonların zamanında ödenmesi gibi faktörler gibi acenta eğitimi ve desteği de yüksek oranda ortaya kondu.

Bu yılın yeni olan konusu on öğrencinin sekizinin belirtttiği gibi ayrıca online programlar için öğrencilerin başvurmak amacıyla anlaşmalar ile ilgilenen acentaların kurulması oldu.

Öğrenci endişelerinin tablolanması

Hem yurtdışına gidişte hem de yurtdışı okul ülkesine gittikten sonra yurtdışı okuma hakkında öğrenci endişelerinin özetlenmesi üstüne bu konuları koyduğumuz zaman , destek hizmetleri daha fazla anlam kazanıyor.

Aşağıdaki tablo gidişten sonraki sorunlar açık mavi ve gidiş öncesi sorunlar koyu mavi ile oranlanırken bu oranlar şöyledir;

2017’de yurtdışına gitmeden önce( koyu mavi) ve gittikten sonra (açık mavi) öğrencilerin öncelikli sorunları ve düşünceleri

Bu şekilde öğrenci perspektiflerine bakarak, tablo ayrılış ve varış arasında oldukça çarpıcı bir değişimi ortaya koymaktadır. Ülkelerinden ayrılmadan önce, öğrenciler dil  yeteneği ve finans düşüncelerine daha fazla odaklanıyor gözüküyor. Yurtdışı okuma ülkesine gittikten sonra, bu düşünceler onların yurtdışı tecrübeleri  ve okudukları program hakkındaki uygulamalı konular üstüne değişmeye başlıyor.

Diğer son yıllarda yapılan araştırmaları tekrar ederek, çalışılan program, kültürel adaptasyon ve konaklama hakkındaki endişeler daha fazla yer almaktadır. Bunun gibi, bu bulgular yine de  son adımda öğrencilerin tatminkarlığına destek olarak herhangi bir öğrenci sorununu en çabuk şekilde anlamak ve ona hitap etmek amacıyla ülke içi destek hizmetlerini desteklenmesini ve kaliteli konaklamanın önemini ortaya koymaktadır.

Hareketlilik sorunları ve ülke seçimi 

Araştırma öğrenci hareketliliği sorunları çevresinde daha fazla detayı aydınlattıkça, diğer ilginç perspektif ortaya çıkmaktadır. Bu yılın acenta barometre araştırması birçok anahtar kategori için acentalar tarfından rapor edilen öğrenci hareketliliği endişelerini takip etmeye devam etmektedir ve zaman içinde bu endişelerin değiştiğini de görmekteyiz. Bu on yılın ilk yıllarında küresel ekonomi etrafında dolaşan finansal endişeler ön planda iken, bugün öğrencilerin güvenlik ve emniyet endişelerine daha fazla vurgu yaptığını görmekteyiz.

Aşağıdaki tablonun yansıttığı gibi, hem 2017’de öğrenci endişeleri alanında büyük bir artış gösteren  geniş küresel politika konularının yanısıra hem de bu yılın endişeler kategorisinde önemli bir yer tuttuğu görülen kişisel güvenlik konusu da ön plandadır. Şunu biliyoruz ki özellikle Kore yarımadası üstünde yoğunlaşan gerginlik gibi dünyada bazı bölgelerdeki çalkantılar ile ilişkili olarak ABD ve İngiltere gibi önde gelen yurtdışı eğitim ülkelerinin ana politik konularını da etkileniyor.

2009-2017 yıllarıarasında  öğrenci endişelerinin nasıl değiştiğine dair tablolandığı göstergeler

Barometre araştırması ayrıca acentalar tarafından görülen yurtdışı eğitim ülkelerinin karşılaştırılmalı çekiciliği de ölçmektedir ve bu konuda politik ve güvenlik konuları ile ilişkili olarak bilgilendirme yapılan devamlı bir trend görmekteyiz.

Tüm araştırma sonuçları bazı detaylar yardımıyla bu soruyu cevaplamaktadır ama biraz daha kısa özet için kendimizi en önemli bulgular ile sınırlıyoruz. Bu bulgular seçilen bölgelerdeki artan öğrenci ilgisini raporlayan acentaların ölçtüğü aşağıdaki tabloya çok geniş şekilde yansımıştır ve Kanada,Almanya, Avustralya, İrlanda ve Yeni Zelanda gibi katılımcılar arasında çekicilikte vurgulanan artışı da göstermektedir.